İnovasyonda Dışa Açılım: Açık İnovasyon

İnovasyonda hedeflenen ticari başarıyı yakalayabilmek için en az üç bin öneriye ihtiyaç var.(1)  Bu önerilerin en önemli kaynağı hiç şüphesiz çalışanlar.(2) Ancak başta Apple, P&G, LEGO olmak üzere dünyanın en inovatif şirketlerinin deneyimlerine baktığımızda yeterli sayıda öneri  toplamada çalışanlardan gelen önerilerin  yeterli olmadığını, kendi iç kaynakları ile yetinmediklerini ve dışa açıldıklarını görüyoruz. Şirketlerin çözüm aradıkları konularda dış kaynak kullanımı devreye soktukları bu kavrama “açık inovasyon” diyoruz.

İnovasyonun bu yeni iş modeline şirketlerin geçişi pek kolay olmuyor. Çünkü açık inovasyona geçiş, süreçlerde ve iş yapış şekillerinde değişiklik gerektiyor. Yeni fikirler için başta tüketiciler olmak üzere dış kaynaklara yönelen şirketlerin öncelikle kendi çalışanlarına hala onların fikirlerine ihtiyaç duyduklarını anlatmaları ve açık inovasyon modelinden gelen fikirlerin hayata geçmesi için herkese yeni bir yol haritası çizmeleri  gerekiyor. Örneğin, bu değişimi en başarılı şekilde gerçekleştirebilen şirketlerden biri Lego. Lego’da açık inovasyonla ilgilenen 20 kişilik bir ekip var. Üst yönetim, bu yeni inovasyon iş modeliyle eski çalışma sistemlerini entegre etmeye çalışan ekibi sürekli destekliyor ve motive ediyor.(3) LEGO tüketicilerle tasarımda işbirliği yaptığı gibi kullanıma açtığı LEGOfactory.com sitesinde fanatiklerinin sanal ortamda yaptıkları tasarımları on-line galeride sergilemelerine ve hatta bu tasarımların satışına olanak tanıyor. Yazılımı 2 milyondan fazla kullanıcı kendi bilgisayarına yükleyerek kullanmış. Bu sayede şirket 100 adet olan tasarımcı sayısını dünya genelinde 300.000 tasarımcıya çıkarmayı başarmış.

Açık inovasyonda başarı elde şirketlerden bir diğeri de Procter and Gamble. P&G açık inovasyonu C&D (Connect & Develop) diye adlandırarak inovasyon kültürünün bir parçası haline getirmiş. Dış kaynaklarını; teknoloji girişimcileri, internet üzerinden bağlanan küresel beyinler  ve uzman emekliler olmak üzere üç grup altında toplamış. Böylece 8.500 araştırmacı sayısını kendi alanlarında uzman 1.5 milyon araştırmacıya çıkarmış. P&G aktif olarak çalışmayan ama aktif olarak düşünebilen emeklileri de sürece dahil etmiş. Bu amaçla kullandıkları YourEncore.com sayesinde yalnız kendi emeklilerinin değil tüm emeklilerin fikirlerini değerlendirmeye alabilmişler. P&G’ye fikir vermek isteyen küresel beyinler için ise NineSigma ve InnoCentive gibi açık inovasyon platformları aktif olarak devreye sokulmuş. Ayrıca P&G’nin kendi açık inovasyon sitesi  Connect and Develop üzerinden de fikir vermek mümkün. Tüm bu çalışmalara bir de akılda çok kolay kalabilecek bir hedef koymuş P&G: Yeni ürünlerin %50’si dış kaynaklı fikirlerden geliştirilecek. Bu sayede 2000 yılında satışların %4.8’i olan   Ar-Ge yatırımlarının oranı %3.4’e düşmüş.(4,5)

Bugün iPod, iPhone ve son olarak iPad ile pekçok tüketicinin hayatına girmiş Apple’ın açık inovasyon hikayes ise bu alandaki başarı örneklerinden biraz farklı. Apple, iPhone’u pazara sunduğunda kullanıcıların dışarıdan telefon üzerine yazdığı uygulamalara, yani bir anlamda açık inovasyona karşı koymaya çalışmış. Ancak daha sonra onaylanan uygulamaları 2008 yılında açtığı Apple Store üzerinden satmaya başlamış. 2010 yılına geldiğimizde site üzerinde 225.000 onaylı uygulama var ve yükleme sayısı  5 milyarın üzerinde. Bu iş modeli üzerinden elde edilen 1 milyar doların üzerindeki gelirin %70’i uygulamaların satıcılarına transfer edilirken, %30’u Apple’a kalıyor.

Şirketler açık inovasyonla daha düşük maliyetlerle daha çok yenilik yaratabiliyorlar. Ayrıca bu model ile ürün geliştime süreleri de kısalıyor, şirketlerin pazarda başarı oranları artıyor. Tüketici kanalından gelen bir fikirle üretilen bir ürün, tüketici ve çevresi tarafından zaten deneyimlenmiş oluyor ve böylece ürünün başarı şansı yükseliyor. Bu model ile başarılı olabilmek için önemli gereklililerden biri de şirketin dışarıdan gelen yenilikçi fikirlere gerçekten açık olması. Dış kaynaklı fikirlere açıklık sözde kalmayıp sağlanan altyapı ve uygulama destekleriyle tüketicilere fikirlerini iletmeleri olanağı tanınırsa, tüketiciler sürece dahil olmaktan keyif alıyorlar.

Başarı örneklerini inceledikten sonra ihtiyaç duyduğumuz konularda kuruluşumuzun dışına çıkarak  dış kaynaklara açılıma olanak tanıyacak sistemleri hayata geçirmemin önemini vurgulamak istiyorum.. Öte yandan kendi fikirlerimizle ticari başarıyı yakalayabilmek için daha fazla üretken olmalı, mevcut ürün ve hizmetlerimizi, süreçlerimizi geliştirmek, iyileştirmek için çalışanlarımızın inovatif fikirlerini almaya devam etmeliyiz.

(1): G.Stevens ve J.Burley, “3000 Ham Fikir = 1 Ticari Başarı”
(2): IBM and Open Innovation Report, 2008
(3): Prof. Eric Von Hippel, “Democratizing Innovation”
(4): A.G. Lafley & Ram Charan, “The Game Changer”
(5): Harvard Business Review March 2006, “Connect and Develop”