Sizin Şirketiniz İçe mi Dönük Yoksa Dışa mı Dönük?

Ben eskiden büyük şirketlerin çok gizli sırları olduğunu zannederdim. Bu sırlara, üst düzey birkaç yönetici dışında kimse ulaşamazdı. Bu bilgiler dışarı sızarsa, rakipler hemen aynısını yaparak şirketi zayıf duruma düşürebilirlerdi.

Sadece ben değil, neredeyse bütün iş âlemi böyle düşünürdü. Bugün hala bu inanışın izleri var zihinlerimizde.

Daha 1990lı yılların başında bile şirketler, gizli bilgilerini saklamak için büyük çaba harcıyordu. Birçok şirketin korkusu, kendilerinden ayrılacak üst düzey bir yöneticiyle beraber şirketin bilgilerinin de rekabete gideceğiydi.

Bugün geldiğimiz noktada artık hiçbir şirket kendine ait “sırları” saklamak ihtiyacını hissetmiyor. Artık şirketlerin hedefleri, stratejileri web sitelerinde herkesin ulaşımına açık bir şekilde duruyor. Şirketlerin kapalı kapılar ardında stratejiler geliştirdiği devir çoktan geride kaldı.

Bugünün anlayışı, bir şirketin içe dönük bir yapıda olması değil, tam tersine kendini dışarıya açması, stratejilerini, planlarını, güç birliği yaptığı şirket ve kişilerle paylaşarak, onların desteğiyle ilerlemesidir.

Bugün birçok şirket stratejilerini ve inovasyonu açık kaynaklardan beslenerek, geniş katılımla yapıyor.

Örneğin Microsoft’a alternatif olarak geliştirilmiş Linux işletim sistemi, ücretsiz olarak herkes tarafından kolayca indirilebilir. Her ay milyonlarca kullanıcısı tarafından “gönüllü” olarak güncellenen ve sürekli iyileştirilen bu sistem, bugünün işbirliği anlayışını en iyi yansıtan örneklerin başında geliyor.

Bugün akıllı şirketler, hedeflerini ve stratejilerini “kalabalıklarla” paylaşıyor. Müşterilerine, tedarikçilerine hatta rakiplerine danışarak sorunlarına çözüm buluyor.

Eğer farklı bilgi, beceri ve yetenekteki insanların potansiyelini akıtabileceği akıllı bir sistem kurulur ve bu sistem içinde yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin yeşerebileceği, farklılıkların ortaya çıkabileceği bir özgürlük ortamı sağlanırsa olağanüstü sonuçlar alınabilir.

Yeni ekonomide, Crowdsourcing, vikinomi (wikinomics) ya da açık inovasyon (open inovation) gibi isimlerle anılan bu kitlesel işbirlikleri, bir şirketin üreteceği değeri kat be kat artırabilir.

Birbirini hiç tanımayan insanların bir tür “imece” anlayışıyla bir araya gelip bir ortak akıl yaratmaları ve değer üretmeleri günümüz şirketleri için büyük bir fırsat.

Bugün Wikipedia’nın dünyanın en çok kullanılan en büyük ansiklopedisi olmasının arkasında bu imece anlayışı vardır. İskenderiye Kütüphanesi 3. Yüzyılda ne anlama geliyorduysa Wikipedia da 21.yy da aynı anlama geliyor. İskenderiye Kütüphanesinin en temel amacı o güne kadar yazılmış bütün kitapları, en büyük edebi eserleri, bütün tiyatro oyunlarını zamanının bütün matematik ve bilimsel çalışmalarını bir araya toplamak ve tek bir binada saklamaktı. Bu sayede insanoğlunun, o zamana kadar biriktirmiş olduğu bütün bilgi bir araya gelebilecekti. Bu bilgiler bilimin, sanatın ve ekonominin ilerlemesi için kullanılabilecekti.

Wikipedia kitlesel işbirliği ve hiyerarşisi olmayan yapısı sayesinde, adına Vikinomi (wikinomics) denilen yeni bir iş modelinin simgesi oldu. Wikipedia’da küresel bir ”imece” anlayışıyla akıl birliği yapan bu insanlar hepimize ilham veriyorlar. Dünyanın dört bir tarafındaki binlerce kişinin, ortak bir platformda çalışabilmesi, geleneksel yöntemlerle gerçekleştirilmesi mümkün olmayan yeni zenginlikler yaratıyor.

Peki, bir şirket kendi içinde Wikipedia benzeri bir sistem kurabilir mi?

Nasıl Wikipedia dünya üzerinde farklı kullanıcıların özgürce katıldığı bir büyük ortak akıl platformuysa, bir şirket de benzer bir yapıyı kendi çevresinde kurabilir. Şirketin oluşturulacağı bir portal, çalışan herkesin bilgi, deneyim ve birikimini bir araya getirme işlevi görebilir. Birçok işletmede bir “arşiv” ve “duyuru panosu” işlevinden öteye gidemeyen intranetler, çalışanların işbirliği yapacakları bir platforma dönüştürülebilir. Bu platformların şirket dışından katkı vermek isteyenlere de açılabilir. Açılırsa, tıpkı Wikipedia gibi birgüç birliği oluşturabilir.

YouTube, Twitter, Flickr ve FaceBook gibi sosyal mecraların vikinomi stratejisini kullanarak “kalabalıkların bilgeliğinden” nasıl faydalandıkları çok açık. Neden şirketler, bu modeli kullanarak, farklı değer ortaklarını böyle yaratıcı, sosyal ve özgür bir ortamda birleştirerek işlerini daha yaratıcı kılmasınlar?

Kurum içindeki herkesi harekete geçiren, hiyerarşiyi sıfırlayan bu platformlar, rekabet dengelerini altüst edebilecek bir potansiyele sahip. Gönüllülük ilkesiyle çalışacak bu platformların yaratacağı değer, hepimizin tahminlerinin ötesine geçebilir.

Bu platformlar, işleri gereği birbirinden uzak departmanları yakınlaştırır ve yüzlerce fikri bir araya getirerek yaratıcılığı son derece yüksek bir kurumsal iklim yaratır.

Katılımcı, açık ve hiç hiyerarşisi olmayan böyle bir ortamda, strateji geliştirmek ve inovasyon yapmak, iş ortamındaki pozitif enerjiyi de yükseltecektir. Normal koşullarda sesini duyuramayacak birçok çalışanın yaratıcı fikirleri, en üst düzey yöneticilerin de dahil olduğu bir büyük grup içinde, herkes tarafından tartışılabilecek hale gelecektir.

Bugün bir çok yenilikçi firma, küresel beyinlerden besleniyor ve yüz binlerce kullanıcının kolektif zekasını kullanarak rekabet avantajları yaratıyor.

Hiyerarşi ve gizliliğin yerini iletişime, eşitliğe ve şeffaflığa bıraktığı; “söyleyenler ve yapanlar” yerine, birlikte düşünen, karar alan, strateji üreten çalışanların yer aldığı yeni bir dünya düzeni oluşuyor.

Temelinde paylaşım ve işbirliği ilkesi olan bu yaratıcı modeller katılımcılığın, güvenin, gönüllülüğün, yaratıcılığın ve birlikte hareket etmenin esas olduğu yeni bir anlayışı yansıtıyor.

Yeni dünya düzeni, yeni bakış açıları gerektiriyor. Bu bir paradigma değişimidir.

Farklı seslerin katkısını alma, işbirliğinin sınırlarını genişletme ve karar mekanizmasını daha geniş kitlelere açma cesareti gösterecek şirtetler geleceğin lider şirketleri olacak.

İlk bakışta daha az güvenli gibi görünse de şirketlerin kendilerini açmayı öğrenmesi gerekiyor.

Eski iş yapma anlayışlarını terk edip, kendimize sakladığımız bilgileri de “kalabalıklarla” paylaşma cesaretini göstermeliyiz.

Bundan böyle ”içe dönük” bir şirket olarak ilerlemek ve rekabetle baş etmek mümkün olmayacak. Bütün şirketlerin daha fazla “dışa dönük” olması gerekiyor.

Temel Aksoy

Kaynak: http://www.temelaksoy.com/