Bilimden Sanayiye-İşletmeler Üniversitelerle İşbirliğine Giderek Nasıl Değer Yaratırlar?
Bugünün bilgi temelli toplum yapısı içinde, işletmeler için üniversitelerde üretilen yeni bilginin ve yeni teknolojilerin ortaya çıkarılması daha da önem kazanmaktadır. Peki, neden böyle bir gelişme gerçekleşmektedir. Çünkü üniversite-işletme işbirliği sonucunda oluşan bilginin ve teknoloji transferinin inovasyon sürecini hızlandırdığı ve iş sonuçlarına olumlu yönde etkiler doğurduğu izlenmektedir.
Üniversiteler tarafından üretilen bilgiden ve ortaya konan yeni teknolojilerden fayda sağlamanın çeşitli yöntemleri vardır. Mezunları istihdam etmekten, sözleşmeli araştırmayı gündeme almak gibi. Ancak, gerek AB’de, gerek ABD’de az sayıda üniversitenin işbirliğine dayalı olarak işletmelerle ortak çalışmalar yaptıkları sonucu ortadadır. The Association of University Technology Managers adlı kuruluşun 2009 tarihli raporuna göre, incelenen üniversitelerin toplam araştırma bütçelerinin sadece yaklaşık %6’lık bir bölümü özel sektör tarafından finanse edilmektedir. Araştırma çalışmalarının büyük bölümü kamu sektörü tarafından finanse edilmekte, az sayıda üniversite ise özel sektörün sağladığı kaynağın büyük bölümünü almaktadır. Patente dayalı lisanslama ve/veya fikri mülkiyetin satışı konularına gelince, üniversitelerin büyük bir bölümünün teknoloji lisanslama ofislerinin masraflarını karşılayabilecek düzeyde gelir elde edemedikleri görülür. Dikkati çeken bir istisna ABD’de yerleşik Northwestern Üniversitesi’ dir. Bu üniversite, 2008 yılında lisanslama ve telif ücretlerinden 480 milyon ABD dolarına ulaşan bir gelir elde etmiştir. Ayrıca, tipik bünye içerisinde, üniversitelerde şirketleşmeye dönük bir yapıyı destekleyecek biçimde karmaşık olan bir süreci yürütebilme anlayışı hala gelişime ihtiyaç göstermektedir. Bu nedenle, üniversitelerde üretilen araştırma sonuçlarının ticarileştirilebilmesi için dışarıdan ortak kuruluşlarla birlikte çalıştıkları gözlenmektedir. Özellikle ilaç ve biyoteknoloji sektörlerinin ‘bilimden nakde’ doğru yol alan süreçte ana oyunculuğu üstlenmiş olan sektörler olarak karşımıza çıktığı görülmektedir.
Enerji, su, gıda ve iklim konularının önemi her geçen gün daha da arttıkça, üniversitelerle işletmeler arasındaki ortaklıkların da daha kritik olma şansı artmaktadır. Daha önceki dönemlerde dünyada gündeme oturan konuların iş dünyasını bu denli yakından ilgilendirir hale kavuştuğu izlenmemişti. Bu gelişmeler sonucunda işletmelerin ve üniversitelerin dünyanın sürdürülebilir bir geleceğe sahip olabilmesi için takım oluşturmalarının gereği ortaya çıkmaktadır. Bu alanda sadece Çin’in, Almanya’nın ve Japonya’nın önemli taahhütleri söz konusudur. Daha önce karşı karşıya kalınmamış olan bir diğer gerçek ise teknik olmayan inovasyonların işletmelerin başarısı için daha da önem kazandığıdır. Bu bağlamda aktarılmak istenen durum, günümüz iş dünyasında yeni iş modellerinin veya yönetsel uygulamaların, özellikle bilişim teknolojileri tarafından desteklenerek inovasyona yol açıldığıdır.
Üniversite ve sanayinin değişen görünümü
Dünyada üniversitelerin kamu fonlarından aldıkları kaynakların düştüğü (örneğin Japonya’ da bu düşüş yıllık %1 oranındadır) ve daha fazla özel sektör kaynaklarına dayanmaya zorlandıkları görülmektedir. Ancak, görünebilir gelecekte üniversitelerin araştırmanın ticarileşmesinden elde edilecek gelirlere dayanmaları güç görünmektedir. Bu gerçekle birlikte, üniversitelerin bu zorlu dönüşümü gerçekleştirmeyi başarabilmek adına akademik düşünce biçiminde bazı değişikler yapacak adımlar atmaları; davranış modellerinde işletmelere daha yakın durarak çözüm odaklı bir yapılanmaya kavuşmaları doğru olacaktır.
Sadece üniversiteler değil; sanayinin de hızla değiştiği görülmektedir. İşletmeler kısa vadede elde edilecek kazançlar elde edebilmek için işletme içi Ar-Ge konusunda artan yönde bir baskı hissetmekte; çok sayıda işletme uzun vadeli stratejileri içinde üniversitelerle işbirliğine yer vermekteler. Tüm bu gelişmelerin sonucunda, her iki tarafın da rollerini değiştirecek olan yeni ortaklıklar oluşmaktadır.
Bu konuda yetkin şirketler bilgi transferini hızlandırmak adına neler yapmakta?
Artan sayıda işletme akademik girdilerden yararlanarak iş yapma biçimlerinde değişikliklere gitmektedir. Aşağıdaki bölümde işletmelerin uyguladıkları yöntemlerin bir bölümü aktarılmaktadır:
Amaçlarınıza uygun olan doğru kurumları belirleyin. Bir işletme, iş geliştirme hedeflerini tanımladıktan sonra ortak çalışmalar yapabileceği kurumları tanımlamak durumundadır. İşletmelere, Çin’i ve Hindistan’ı bu potansiyeli değerlendirmek adına dikkate aldıklarından emin olmaları salık verilmektedir. Çünkü bu ülkelerdeki üniversitelerin ciddi ve iyi niyetli bir biçimde inovasyona katkıda bulundukları izlenmektedir. Ancak yine de işletmelerin bu ülkelerdeki üniversitelerin ve diğerlerinin kendilerine sunabileceklerini algılayabilecek davranış modeli içinde olmaları salık verilmekte.
Lisansüstü çalışma yapan öğrencilerden yararlanma. Danimarka’da faaliyet gösteren HiFiCom adlı şirket 40 kişilik bir kadro ile çalışmakta, her yıl yerel mühendislik okullarından 20 lisansüstü mezuna iş sağlamaktadır. Firmanın yöneticileri yüksek lisans derslerinde seminer vermekte, böylece master tezlerinde şirketle birlikte çalışabilecek iyi adayları tanıma şansını yakalamaktadır. Bu öğrencilerden bazıları işe alınmakta, böylece genç yetenekler ve yeni ticari fırsatları yakalamak için onların fikirleriyle işletmenin istikrarlı büyüme eğilimi güçlenmektedir.
İşbirliğine dayalı araştırmaya katılım. HP, dünya genelinde üniversitelerle 100’den fazla işbirliği fırsatı yaratmıştır. Bunlardan büyük bir bölümü Çin’de yerleşik olan Pekin Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi ile gerçekleşmiştir. İşbirliğine dayalı araştırma alanları zorluk düzeyi yüksek olan konularla ilgili olmakta ve daha çok uzun soluklu araştırmayı gerektirmektedir. Bu tip araştırma çalışmalarının çoklukla belirgin organizasyon birimlerinin iş geliştirme planlarında değişikliklere neden olduğu bilinmektedir.
Lisans veya fikri mülkiyeti satın alma. Cenevre merkezli NovImmune adlı firma bağışıklık sistemi hastalıkları üzerine çalışmalar yapmaktadır. Firma, Cenevre Üniversitesi’nden satın aldığı lisansın ardından faaliyetine başlamış; 70 çalışanıyla karlı bir biçimde işbirliği yöntemiyle yenilikçi buluşlara odaklanmış durumdadır.
Spin out şirketler yaratın. Cambridge Üniversitesi 2009 yılında 5 adet şirket kurmuş, öncesinde de çok sayıda başarılı şirket kuruluşu gerçekleşmiştir. Başarılı şirketlerden biri Metalysis’ tir. Bu firma yüksek değer yaratan metallere ilişkin olarak bir teknolojik süreci ticarileştirmeyi başarmıştır. Böylece daha düşük maliyetlerle, çevreye daha az zarar verecek üretim olanağı yaratmıştır.
Mali kazançların çok daha ötesinde, üniversitelerde geliştirilen bilginin transfer edilmesinin iş dünyasına ve topluma önemli faydaları söz konusudur. Üniversiteler, işbirlikleriyle toplumun ve sanayinin ihtiyaçlarına daha fazla yanıt verecek biçimde araştırma çalışmalarını devam ettirebilir. Yeni işgücü yaratılması, yeni şirket kuruluşları ve yeni ürünlerle bir kazan-kazan senaryosunun oluşumuna son derece önemli katkıda bulunurlar. Gelecek bu konudaki başarılara bağlıdır.
Türkiye’de bilim ile sanayi arasındaki köprünün desteklenmesine hizmet veren iyi uygulama örnekleri söz konusudur. Bunlardan sadece bir kaç örnek vermek gerekirse; Üniversite Sanayi İşbirliği Merkezleri Platformu – USİMP, Ege Üniversitesi EBİLTEM, Anadolu Üniversitesi Profesyonel Lisansüstü Programı ve Sabancı Üniversitesi İnovent gibi oluşumlar sayılabilir. Bu konuda ülkemizde bir envanter çalışmasının çıkarılması yeni yapılanmaların önünü açabilmek adına yararlı olacaktır.
Kaynak: İnovasyonun Renkleri/ Haziran 2010