Crowdsourcing: Kalabalıkların Gücü İle Kazanmak!

Bu yazıyı okuyan siz, belki de az önce bilmeden bir firmaya milyon dolarlar kazandırdınız ya da borsadaki değerini artırdınız? Oysaki tek amacınız, işinizin stresini atmak ve hobinize biraz vakit ayırmaktı.

Sadece bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe değil, dünya sahnesinde beliren her yeniliği, hem kalabalıkların sesine kulak vererek hem de müşteri odaklı yaklaşımıyla sunan KoçSistem, Türk iş dünyasına farklı bir bakış açısı getirecek ve çalışma stratejilerini etkileyecek olan Amerikalı gazeteci/yazar Jeff Howe’un yazdığı “Crowdsourcing: Kalabalıkların Gücü Bir İşe Nasıl Şekil Verebilir?” kitabını okuyucusuyla buluşturdu.

Gündemi takip eden haberlerin arkasında koşturmayan, aynı zamanda, gündem oluşturan gazeteci Howe, ilk olarak Ağustos 2008'de ABD'de basılan ve büyük ilgi gören ve sonrasında 11 ülkede daha okuyucusuna ulaşan bu kitabıyla yeni bir sistemi iş dünyasının merkezine oturtmayı başardı. İş dünyasının odağında artık Jeff Howe’un isim babalığını yaptığı bir fenomen var: “Crowdsourcing”; kalabalığın gücü...
 
Crowdsorcing ile işi, bir firmanın yapabileceğinden çok daha verimli bir şekilde örgütleyen online topluluklar, geleneksel işgücünü alt üst ediyor ve yepyeni oluşumların önünü açıyor. İfade edebildiklerinden çok daha fazla ve karmaşık yeteneklere sahip insanlar, vazgeçilmez sosyal doğalarını sermayeye çeviriyorlar. Girişimcileri, sanatçıları, tasarımcıları ve tüm hobi sahiplerini de hafife alınmayacak avantajlarla donatan bu yeni olgunun dinamikleri, Türkiye’de ilk defa KoçSistem Yayınları serisindeki, “Crowdsourcing” kitabında açıklanıyor.
 
Crowdsourcing, bir iktisatçının, bir yönetim danışmanının veya bir pazarlama gurusunun ürünü değil; sevdikleri şeyleri özellikle başkalarıyla birlikte yapmaktan hoşlanan binlerce insanın plansız eylemlerinin ürünü. İnternetin, insanları birbirinden ayırdığını söyleyen felaket öngörüsüne bir antitez. Din, dil, ırk ayrımını ortadan kaldıran, düşünebileceğiniz her coğrafyadan düşünebileceğiniz her türlü insanın görülmemiş seviyelerde yaptığı bir işbirliği ve geleneksel üretim biçimini ortadan kaldırmaya kararlı bir Ar-Ge ordusu...
Crowdsoucing için “İş alanımın ölümünün belgeselidir” diyen Howe, bu kelime ile bir zamanlar profesyonellere özgü işleri başararak, geleneksel işgücünün yerini alan kalabalıkları ifade ediyor. Tüm dünyada hız kazanan bu model biraz boş zamanı, öğrenme isteği ve internet bağlantısı olan herkesin ekonomik üretkenliğe katkıda bulunmasına izin veriyor.
 
Wired dergisinin editörü olan ve Time, Washington Post gibi yayınlara yazılar yazan Jeff Howe, kitabında zeka dolu analizlerde bulunarak, bu yeni platformda yer almak isteyen herkesi azımsanmayacak avantajlarla donatıyor. Howe’un çarpıcı fikirlerine kulak veren herkes bu mucizenin bir parçası olmaya çalışıyor ve Crowdsourcing modeli; iş dünyasından siyasete, medyadan finansa, bilimden mühendisliğe, sanattan eğlence üretimine kadar her sektörde kullanılıyor. Geleneksel işgücünü altüst eden bu yeni oluşum sadece dev şirketlerin değil, biraz boş zamanı, öğrenme isteği ve internet bağlantısı olan herkesin ekonomik üretkenliğe katkıda bulunmasına izin veriyor.
 
Crowdsourcing’deki anahtar cümlelerden biri; insanların bir işi maddi karşılık için yapmaması. İnsanlar benzerleriyle aynı ortamda bulunmaktan, geri bildirim almaktan dolayı mutlular ve bu yeni medyayı, içerik yarattıkları interneti, seviyorlar. Örneğin iStock: Binlerce amatör fotoğrafçı orada fotoğraflarını paylaşıyor.
 
Crowdsourcing Medya’da...
Kitabı okudukça Crowdsourcing modelinin ne kadar etkili olduğunu anlıyorsunuz. Örneğin; BBC, Reuters gibi medya kuruluşları, eğitimli gazetecilerin tekelinde olan hükümette suiistimal olaylarını inceleme ve yerel olayları haber yapma gibi önemli görevleri Crowdsourcing’le hallediyor. Kimsenin haber yapmaya cesaret edemediği konuları kalabalığın gücü kolayca dile getiriyor.
 
Crowdsourcing ile başarıyı yakalayanlar!
Mike Belmont adını duyanınız vardır. Belmont’un fenomen filmi “We Are The Strange - Biz Tuhafız”ın Crowdsourcing’in başarı hikayelerinden sadece biri. Belmont, başarıya ulaşmak için yerleşik düzenden kaçan insanların içgüdülerini ve yüreklerini izleyerek nasıl yeni iş modelleri yarattığına enteresan bir örnek. Sisteme uymak yerine yerine Hollywood’u reddederek kalabalıkların gücünü kullanmayı tercih eden Belmont, filmini dosya paylaşma teknolojisi ile milyonlarca insana ulaştırıyor ve Hollywood’a ihtiyacı olmadığını ispatlıyor.
 
Kitapta konu edilen bir diğer örnekse amatör koşullarda çekilen ve bir internet sitcom’u olan The Burg (Kasaba). Drama hocalarının dışında da birçok kişi bu sitcom’u, My-Space’in Friends’i olarak algılıyor. Bu sitcomun arkasındaki insanlar, TV’yi yeniden icat etmek istemiyorlar; onlar TV’yi içerden basmak istiyorlar. Böylesi amatör ruhlu bir diziye katkıda bulunanların sonrasında yakaladıkları önlenemez yükseliş, Crowdsourcing’in başarılı bir model olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
 
Sonuç olarak The Burg ya da We Are The Strange, tek başına o kadar da önemli değil. Onlar aslında çok daha büyük bir gücün öncüleri. Hiper-rekabetci teknoloji sektörü, sadece tüketmenin ötesinde, üretmekle de ilgilenen ve sayıları hızla artan tüketicilere hizmet için can atıyor. Kitapta Howe, bunlara benzeyen enteresan hikayeleri yine akıcı bir dille anlatmayı başarıyor.
 
İnovasyon Toplulukları İş Başında
Jeff Howe’a göre Crowdsourcing “inovasyon toplulukları”nı da oluşturuyor. Topluluk yarışı, inovasyon yapanlara hatırı sayılır avantajlar sağlıyor. Katkıda bulunanlara, fikir alışverişinde bulunduğu, çalışmalarını tamamladığı sohbet odaları ve herkese açık e-posta listeleri sunulabiliyor. Topluluk üyelerine, çalışmalarını geliştirmek, değerlendirmek ve tamamlamakta yardımcı olacak araçlar verilebiliyor. Bu topluluklar, “çalıştıkları” şirketlere büyük üstünlük sağlıyorlar; işi, bir firmanın yapabileceğinden çok daha verimli bir şekilde örgütlüyor ve gerçekleştirebiliyorlar. Firma bunlar için herhangi bir şey ödemek zorunda değil. Bu yöntemle, inovasyonun işlem maliyetleri de en alt seviyede. Şirketler inovasyon yapanları belirlemek, istihdam etmek, onların verimliliğini yönetmek veya çıktıyı değerlendirmek zorunda kalmıyorlar.
 
Jeff Howe kitabında Crowdsorcing’i oluşturan ideal topluluğun özelliklerini de sıralıyor. Bu özellikleri okurken de çok şaşıracaksınız. Çünkü yine geleneksel tabular yıkılıyor.
 
Howe ayrıca Crowdsourcing’in dünyanın en büyük şirketlerine içerik oluşturmasından, geleneksel şirketleri nasıl değiştirdiğine, şirketlere sağladığı maliyet avantajından küreselleşme ve dışkaynak hizmetlerine etkisine ve son olarak geleceğin kalabalıklarına kadar merak edilen pek çok konuya açıklık getirmeyi başarıyor. 
 
Optimist Yayıncılık işbirliğiyle kitapçılardaki yerini alan “Crowdsourcing: Kalabalıkların Gücü Bir İşe Nasıl Şekil Verebilir?” kitabı her sayfasında iş yapış tarzınıza farklılık katacak yeni bir bilgiyle sizi şaşırtacak. Kolay okunan bir dilde yazılan ve soluksuz okuyacağınıza inandığımız bu kitabı özellikle yeni normalde başarıya ulaşmak isteyen herkese başucu kitabı olarak öneriyoruz.
 
Banu Aydoğan
Koç Bilgi Grubu Kurumsal İletişim Direktörü

Kaynak: http://www.bilgicagi.com