Eko-Hayalgücü / Ecomagination

Dünya artık yeşil dalganın etkisine girmiş bulunuyor. Kapitalizmin bugüne kadar dünyanın doğal dengesi üzerinde yaptığı tahribatın telafisi zor görünse de en azından el birliğiyle kısalttığımız dünyanın ömrünü uzatma ve sırf bu yüzden neslini tüketme riskiyle başbaşa kalan canlı türlerini kurtarma çabası içine girdiğimizi görmek sevindirici.

Elbette en büyük faktör giderek bilinçlenen tüketici davranışlarındaki olumlu değişiklikler. Refah düzeyi yükseldikçe tüketici bilinci artıyor. Birincil ihtiyaçlarını gidermekten başka bir sorunu olmadığını düşünen insanlardan çevre dostu uygulamalara karşı duyarlılık beklemek hayalcilik.

Kaynaklarımız hızla tükeniyor. Dünyanın maalesef en vahşi yaratığı insan, tüketebildiğinden çok daha fazlasına duyduğu açgözlülükle hızlı tüketimin başrolünde hep. Yakıyor, yıkıyor ve israf ediyor. Buna karşılık yeşil dalga anlayışı, özellikle küresel liderlerin öncülüğünde yakın geleceğin yükselen en önemli değeri olma yolunda. Her şirket, bilinçli tüketicinin gözünde doğaya verdiği zarar oranında doğaya fayda sağlamakla mükellef. Toplumsal bilinç arttıkça bunun yasa yapanlar tarafından zorunlu kılınması kaçınılmaz. Yeni dünya düzeninde artık “Yenilenebilir Enerji” , “Rüzgar Platformu”, “Güneş Panelleri” ve paylaşım modelleri geleceğimizi belirleyecek.

Bu yüzden eko inovasyon destekleniyor. Eko hayal gücüyle tüm paylaşım modelleri, satın almak ve tüketmekten çok hizmetleştirmeyle birim fayda oranının artırılması geleceğe damgasını vuracak. Yavaş yavaş hepimiz Eko-Düşünce-Yapısı geliştirmeye mecburuz. Çocuklarımızdan ödünç aldığımız bu dünyayı gelecek kuşaklara daha yaşanılabilir halde bırakmak istiyorsak. Bütün dünya “Sürdürürelebilir Kalkınma Stratejileri ve Politikaları” ile geleceğe hazırlanırken bizim iş dünyamız da hazırlıklarını yapmalı. Artık ulusal ya da küresel oyuncu olan her şirketin bir Çevre Politikası olmalı. Eko Eğitime önem vererek performans değerlendirmelerinde mutlaka çevre unsurları dikkate alınmalı ve ekolojik sonuçlar mutlaka açıkça tüketiciyle paylaşılmalı.

Çevre Bonusları ve Ödülleri dağıtmak en az film festivalleri kadar değerli olmalı. Ürünler ekolojik unsurlara göre tasarlanmalı, hatta bu tasarıma tüketiciler, düzenleyiciler ve Sivil Toplum Kuruluşları gibi tüm paydaşların katılımı sağlanmalı.

Eko Avantaj Kültürü geliştiremeyen şirketlerin küreselleşmiş pazarlarda boy gösterme şansı yok gibi. Uluslararası rekabetin yeşil bir vizyon kazandığı bu yeni yüzyılda çevrecilik, eko yenilikçiliğin ön plana çıktığı yeni bir Pazar alanı yaratıyor.

Bütün canlıların anası doğaya daha fazla ihanet etmeden ve doğa anamız tarafından daha fazla cezalandırılmadan dünyamızın ortak menfaatlerini gözeterek sürdürülebilir yeşil stratejiler geliştirebilmek dileğiyle..

Hasan Ertürk

 

Bu yazının tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.