En hakiki mürşit inovasyon

Krizle birlikte inovasyonun en hayati unsur olduğu ortaya çıkmasına karşın Türkiye bu hususta neden aksıyor?

Öyle bir öykü olsa; inovasyonun ekonominin vazgeçilmezi olduğunu kuşkuya yer bırakmayacak biçimde hemen açıklasa. Ama okunması o kadar da zor olmasa. Bir varmış, bir yokmuş... Yaklaşık dört yıl önce sadece kaplaması 8 ton gelen, 12 silindir motorlu, devasa gemiler inşa edilmeye başlanmış. Amaç eski yük gemilerinden üç kat daha fazla kargoyu çok daha süratle taşımakmış. Çünkü 2001- 2008 yılları arasında Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne kabulüyle uluslararası ticaret hem artmış hem de hızlanmış ve bunu bir şekilde karşılayabilmek gerekiyormuş. Deniz taşımacılık hizmetleri de hıza bağlı olarak fiyatlandırılmış... Bilirsiniz hiçbir öykü süt liman gitmez. Bu da öyle! (Burada anlatıcıdan ayrılıp öykünün içine giriyoruz.)

Birdenbire denizin üzerine karabulutlar çöktü ve küresel kriz benzin fiyatlarını ikiye katladı, 2004'te ton başına yaklaşık 200 dolar olan taşıma maliyeti 400 dolara fırladı. En eskisi sadece 4 yıllık olan, ama yeni şartlara göre fazla yakıt tüketen bu gemilerle çalışmak neredeyse imkânsızlaştı. Mutlu son için bir kahraman gerekiyordu; bu öykünün kahramanı da inovasyon. Öykünün sonunu onun ne yoğunlukta ve yaygınlıkta itibar gördüğü belirleyecek. Deniz yoluyla yük taşımacılığı küreselleşmenin ana arterlerini oluşturuyor, kilit rol üstleniyor. World Shipping Council'e göre uluslararası toplam ticaret hacminin ortalama üçte birini karşılayan ve ilk küreselleşen, küresel ticareti teşvik eden sektörü kurtarmak için yeni yöntemler aranıyor. Bunların başında motorları elektrikle çalışan ve taşıma maliyetlerini düşüren gemilerin imal edilmesi geliyor. Türkiye'de bir gemiye dizel elektrik tahrik sistemini ilk kuran Siemens'te elektrik mühendisi olan Emre Gören elektrik motorlu gemilerin dizel, hidrojen, güneş, rüzgâr gibi kaynaklarla da enerji üretilebilme esnekliğine sahip olduğunu vurguluyor. Türkiye'de ise şu anda sadece 9 gemi elektrikli (Şehir Hatları ve İDO vapurları). Zira Türkiye inovasyon fakiri bir ülke, yani hikâyenin bir kahramanı yok. Bu bakımdan dünyadaki konumu iç açıcı değil. Business School for the World (INSEAD) ve Confedaration of Indian Industry'nin (CII) hazırladığı "Global Innovation Index 2008 - 2009 " (Küresel İnovasyon Endeksi 2008-2009) adlı kapsamlı araştırmada Türkiye 130 ülke içinde 51'inci sırada; ekonomideki 17'nciliğe yakışmıyor. Küresel krizle birlikte inovasyonun ekonomide en hayati unsur olduğu kabak gibi ortaya çıkmasına karşın Türkiye bu hususta neden aksıyor?

Turkcell için, dünyada bir ilki gerçekleştirerek bütün cep telefonu platformlarında uygulanabilecek reklâm hizmeti "Tıkla Kazan"ın yazılımını üreten Türk firması Aradiom'un mühendislerinden Ali Lazım, "devletten hiçbir yardım almadan kendi yağlarıyla kavrulduklarını" söylüyor. "İhracatçı ülke olmak istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Devlet buna karar vermeli. Bilişim toplantıları düzenleyip konuşarak ortaya bir şey çıkmaz. Üstelik konferanslara katılan bazı hocalar konuya hâkim de değil, bu toplantılar bilişime köstek bile oluyor. Toplantı ve konferanslarda öyle bir imaj yaratılıyor ki, sanki ertesi gün Araştırma Geliştirme (AR-GE) desteği verilecek, fakat amaç ertesi gün gazetelerde görünmenin ötesine geçmiyor."

Küresel İnovasyon Endeksi bu yorumu doğruluyor. Ülke sıralaması belirlenirken gözetilen sekiz kıstas içinde Türkiye en kötü notu, inovasyonun ülke refahına katkısının ardından, 73. sırada bulunduğu kurumsal düzenlemelerde alıyor. İnovasyon üreticilerinin yüzde 95'ini temsil eden Türkiye Bilişim Sanayi Derneği (TÜBİSAD) Başkanı Turgut Gürsoy artık devletin daha somut adımlar atması gerektiğini ve "inovasyon için gerekli ölçek ekonomisinin oluşturulmasının zaruri" olduğunu söylüyor.

Ama umut verici gelişmeler de var. Müşteri sayısının giderek arttığı, hizmetlerin çeşitlendiği ve kıran kırana rekabetin yaşandığı telekomünikasyon sektöründe yönetim sorunlarına yönelik yazılım çözümü üreten yerli BİZİTEK adlı firma, 116 çalışanıyla birlikte 2009 yılında dünya cep telefonu devi Ericsson'un bünyesine katıldı. Gemiyi yüzdürmek için çok geç değil.

Kemal Pehlivanoğlu

 

 

Kaynak:  Newsweek Türkiye