Cemil Arıkan ile İnovasyon Üzerine

Sabancı Üniversitesi Araştırma ve Lisansüstü Politikaları Direktörü Sn. Cemil Arıkan ile inovasyon üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajın tamamını paylaşıyoruz.

En genel anlamıyla inovasyonu nasıl tanımlayabiliriz? Malum ortalarda dolaşan pek çok inovasyon tanımı var. Size göre inovasyon nedir, ne değildir?

Çoğunlukla değişik tanımlar yapılıyor sizinde belirttiğiniz gibi, Türkçe bir kelime değil. Çeşitli ortamlarda yenilik, yenilikçilik gibi kelimelerle kullanılıyor. Biz inovasyon kelimesini kullanmaya devam ediyoruz çünkü yenilik denildiği zaman, herkes kendine göre bunu yorumlayabilir.  Dönüp inovasyonun ne olduğuna baktığımızda sadece yenilikçi olması yeterli değil . İngilizceye baktığımızda iki kelime görüyoruz bir tanesi invention (buluş) diğeri innovation.  İnnovation dediğimiz zaman bunun bir karşılığı bizim gördüğümüz kadarıyla henüz yok. İnovasyon dediğimiz zaman bir değer yaratılması, bir sonuca ulaşmak, bir katma değer yaratması gerekiyor. Sadece fikrin olması, yenilikçi bir düşüncenin olması yeterli değil, onun uygulanıp bir sonuca ulaşılması gerekiyor. Bu nedenle sadece yenilik demek inovasyonu karşılamıyor.

Küreselleşmenin, rekabetin ve maliyet baskısının gittikçe arttığı günümüz iş dünyasında inovasyonun şirketlere katkısı neler olabilir?

Sanayicinin her gün yaptığı şey bu zaten;  piyasada kendi rakiplerinin ürünlerine, hizmet biçimlerine, pazarlama yöntemleri de karşı rekabet edebilmek için yenilikçilik yapması  gerekir. İnovatif olmak zorunda…

Yani inovasyon bir şirketin zaten dokusunda olan, onu hayatta başarılı kılmak için olması gereken şey. Belki o inovasyon demiyor, ama yaptığı şey rekabete cevap vermek yani farklıyı yapabilmek…

Bu sadece sizin yerel pazarınız da değil. Siz küçük bir şirket olabilirsiniz, basit bir ürün üretiyor olabilirsiniz ama bilmeniz gereken sizin yaptığınız o ürünün benzerlerini başkaları da yapıyor. Dolayısıyla sizden bunu satın alan kimse, eğer daha iyisi varsa daha ucuza onu alacaklardır. Burada bilinmesi gereken şey küreselleşen dünyada rekabetin yerel olmadığıdır. Global olduğudur. Şirketler değişime bakarken mutlaka dünyada ki değişimi de bir şekilde takip etmeli.

Şimdi KOBİ’ ler bunu tek başlarına yapabiliyorlar mı?

Yapamayabilirler, mutlaka bir takım ara yüzlere ihtiyaç var. Bunu bütün dünyada görüyoruz. Bu ara yüzler, KOBİ’ ler bir noktada dar bir yere sıkışmış oluyorlar. Benim buradaki teknolojimi birisi alır mı? İşbirliğini nasıl yapacağım? Bütün bunlarla neye ulaşacağını da bilmiyor dolayısıyla ara yüzlere ihtiyaç var.  Avrupa işletmeler ağı var siz varsınız… Siz bu noktada ara yüz olmaya çalışıyorsunuz, sizin varlığınızın nedeni ihtiyacı olanla, ihtiyacı karşılamak için yola çıkmış olanı bir ayara getirebilmek. Çok kolay bir şey değil. Kolay görünüyor ama değil. KOBİ’ler için ara yüzlerin çok önemli, aksi halde açılamazlar. Çünkü KOBİ’ lerin çoğunlukla dünyaya açılmasının ana penceresi bunlardan mal alan üretici veya son ürün sahipleridir. Bugün Arçelik’in satın alma yaptığı bir takım şirketler var. O şirketler Arçelik aracılığıyla dünyaya açılırlar. Bu ne demek? Arçelik’ e mal üreten herkesin dünyadaki rekabete uyum göstermesi gerekiyor.

 
Son dönemlerde ülkemizde inovasyonun yayılması için önemli faaliyetler gerçekleştirildiği görülüyor. İş dünyasında bu konuya sahip çıkmaya başladı. Son dönemlerde gerçekleştirilen inovasyon faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sizinde vurguladığınız gibi hızlı bir şekilde Türk sanayi bu rekabetçilikte mutlaka inovatif olunması gerektiğini hissediyor. Bunu hissetmesi  bunu yapabildiği anlamına gelmiyor. Yapabilmenin yollarını öğrenmesi lazım yani nasıl Türkiye geçmişte kaliteyle ilgili bir süreçten geçti. O süreç ilginç bir süreçti ve sonunda Türk şirketleri kalite ödülleri aldı bu da dış satımda onlara çok avantaj sağladı.  Orda bu işi alacak tarafın ihtiyacı vardı ve talebi kalite yönündeydi. Dolayısıyla şirketler satabilmek için zaten bunu yapmak zorundaydılar.

İnovasyon da durum böyle değil , hiç kimse size mecburen inovasyon yapın demiyor. Ama talep pazarına baktığımız zaman yeni ürün arayışı, yeni hizmet, yeni pazarlama sistemi arayışının olduğunu görüyoruz. Sizin  o pazara farklıyı taşımanız, inovatif olmanız gerekiyor.

Bunların topluma ve iş dünyasına etkileri neler olabilir?

Türkiye geçtiğimiz 15-20 yıl içinde rekabet edebilmede oldukça önemli bir başarı elde etmiş. Ama aynı dönemde kişi başına düşen gelire baktığımızda ve buna bakarken satın alama gücüne baz bir değere bakıyoruz. Yani sadece 3 bin dolar kişi başına düşen gelir demiyoruz. Türkiye şartlarında satın alma paritesine baktığımız zaman 6-7 bin dolar görünüyor. Yani siz başka bir ülkede 6-7 bin dolarınızla harcamanız Türkiye’de 3bin dolarla yapacağınız şeyi ancak yaparsınız. Satıl alma gücümüz kazancımıza göre çok yükseldi bu şu demek rekabet edebiliyorsunuz ama bu sizin hayat standartınıza yansımıyor. Bunun nedeni;  rekabetçilikte yenilik kullanarak bu rekabeti sağlamıyoruz. Başkasının yeniliklerini alıp ondan ürünler üretiyoruz. Etki oranı çok dar ürünlerle rekabetçi oluyoruz. Dolayısıyla bu bizim yaşamımıza yansımıyor. İnovasyonun, yeniliğin, farklılığı yaratmanın en önemli özelliği onun yaratacağı katma değer olacaktır. Toplumsal refahın artması için inovasyon şart, rekabet etmek için şart, küresel standartımızı yükseltmek için şart.

Bir yandan kendi iç kaynaklarımızla yeni fikirler üretirken, diğer yandan bunları dışarıdan tedarik etmekte artık mümkün. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?


İnovasyon dediğimiz zaman yenilik diyoruz, farklıyı yapmak diyoruz dolayısıyla hemen aklımıza farklı fikirlerin korunması geliyor. Patent gibi bir takım koruma sistemlerine ihtiyaç duyuyoruz. Bir fikriniz varsa bunu korumaya çalışacaksınız. Ama öte yandan her şey korunmaya başlarsa inovasyonun büyümesi engelleniyor. İnanılmaz bir çelişki söz konusu. Çünkü siz koruyorsunuz, saklıyorsunuz, kimsenin kullanmasına izin vermiyorsunuz sizde bir şey yapmıyorsunuz. Bir takım şirketler başkaları alıp kendilerine rakip olmasınlar diye, patent sahiplerinden fikirlerini devralıyorlar.
Önümüzdeki süreçte tartışacağımız konulardan bir tanesi bu. İnovasyonun gelişmesi… Dolayısıyla bu kısıtları en aza indirmek için çaba göstermemiz gerekiyor.

...

Sayın Cemil Arıkan'a, değerli paylaşımlarından dolayı teşekkür ederiz.

Bu röportajın tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.