Teknolojik Açıdan Gelişmiş Bir Türkiye İçin: Tasarım Ar-Ge ve İnovasyon

21. yüzyılda toplumların ekonomik kalkınmasını ve toplumsal refah düzeylerini belirleyen ve şekillendiren en önemli etken teknolojik gelişme ve bilimsel alanlardaki ilerlemelerdir. Bir ülkenin refah düzeyinin artması, uluslararası pazarlarda rekabet edebilen ve geleceğe güvenle bakabilen bir ülke konumuna gelebilmesi ancak Ar-Ge’ye dayalı teknoloji yoğun ürün ve üretim yöntemleri geliştirebilmesine, yani bilim ve teknoloji alanında gösterdiği başarıya bağlıdır. Bilim ve teknoloji, bir ülkenin uzun dönemli ekonomik ve toplumsal gelişmesinin en önemli unsurlarından biridir. Bilim ve teknoloji politikaları ise bu gelişimin, hızının ve yönünün belirlenmesinde kullanılan bir araçtır.Dünyada ekonomik ve sosyal anlamda gelişmiş ülkelerin tümü uzun dönemli toplumsal, ekonomik ve siyasi hedefleri ile uyumlu bir bilim ve teknoloji vizyonu geliştirmişlerdir. Günümüzde teknoloji geliştirme, sanayileşme ve sanayileşirken de ileri teknolojiden yararlanarak yeni alanlar ve ürünler oluşturma yarışı her geçen gün daha ileri bir boyuta ulaşmaktadır. Bu yolla erişilen güç,milletler için dünya piyasalarında büyük bir rekabet alanını da beraberinde getirmektedir.Gelişmiş ülkelerde ürün rekabeti, bilimsel ve teknolojik yetkinlik rekabetine dönüşmüş durumdadır.Dolayısıyla yoğunlaşmış bilgi ve beceriye sahip iş gücü, bilgi ve deneyim birikimi, Ar-Ge alt yapısı,modern haberleşme ağı, bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı, verimlilik, kaliteden ödün vermemek ve ürün yelpazesinde zenginlik gibi kriterler rekabet gücünü belirleyen en önemli faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün, sahip oldukları bilimsel ve teknolojik bilgiyi entegre süreçler içinde ürüne ve toplumsal kalkınmaya dönüştürebilen ülkeler ile bunu başaramamış ülkeler arasındaki anlayış ve uygulama farkı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülke tanımlamasında kullanılan önemli araçlardan biri olmuştur.

 

Teknolojik ilerlemelerin ve küreselleşmenin ortaya çıkardığı yapı, işletmeleri yoğun ve dinamik bir rekabet ortamında faaliyetlerini sürdürmeye zorlamaktadır. Böylesi bir ortamda yenilik, birçok ulus ve işletme için rekabet üstünlüğü elde etmenin temel kaynağını oluşturmaktadır. Küresel ekonominin kuralları, bir işletmenin rekabetçi pazar koşullarında ayakta kalabilmesi için ya yenilikleri yakından takip ederek organizasyonel yapılarına uygun biçimde adapte etmeyi ya da yeniliklerin bizzat kendileri tarafından geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, bir işletmenin yenilik odaklı stratejilere sahip olması, hem rekabet gücünü artırmasında hem de varlığını koruma ve sürdürülebilirliğini sağlaması konusunda önemli katkılar sağlamaktadır. Yenilikçiliğin en önemli aracı ise Ar-Ge çalışmalarıdır. Tüm gelişmiş ülkeler, Ar-Ge çalışmalarını yaygınlaştırmak, bilgi üretmek, nitelikli insan gücünü verimli bir şekilde değerlendirmek, geliştirip ürettikleri yüksek katma değerli ürünleri dünyaya pazarlayabilmek için ileri teknolojinin üretimi ve kullanımına önem vermektedir. Bunun için Ar-Ge ve yenilik çalışmalarına büyük miktarda fon ayırmaktadırlar.

 

 Ar-Ge ve yenilik yoluyla teknolojik bilgi üretilmesi, ürün kalitesi ve standartlarının yükseltilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve ülkemiz ekonomisinin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulması ülkemiz için oldukça önem arz etmektedir. Yüksek rekabet düzeyi ve kaliteli Ar-Ge ortamı oluşturulmadan, ekonomik verimliliğin, büyüme oranının ve istihdam düzeyinin uzun dönemde ve kalıcı olarak artırılamayacağı açıktır. Ar-Ge, teknoloji ve

insan kaynaklarına yapılan yatırımların, verimliliği büyük ölçüde artırdığı kuşkusuzdur. Dolayısıyla, yenilikçilik kültürü, teknolojik gelişme ve onu besleyen Ar-Ge yatırımları, bilim adamı, araştırmacı sayısı ve kalitesi, giderek yeni bilgilere ve buluşlara daha bağımlı hale gelen günümüz ekonomilerinin uluslararası rekabet gücünü artırabilmelerinin olmazsa olmaz koşuludur.

Bu çerçevede Bakanlığımız; ülkemizin, kendi teknolojisini üreten, inovasyon ve Ar-Ge’nin önemini kavramış, rekabet gücü ve refah seviyesi yüksek bir ülke haline gelmesini, ileri teknolojiye ve yenilikçiliğe yönelik, katma değeri ve ihracat şansı yüksek olan ürünlerin geliştirilmesini hedeflemektedir. Bakanlığımızın faaliyetleri, üretilen bilginin katma değere dönüştürülmesini sağlamak üzere 3 Kanun çerçevesinde sürdürülmektedir.

 

1. 4691 Sayılı Kanun Kapsamında Teknoloji Geliştirme Bölgeleri

 

Sanayinin önemli üretim girdilerinden biri olan teknoloji, üretim ve rekabet gücünün arttırılması, arzu edilen kalkınma ve refahın sağlanması ile ülkenin dengeli gelişmesine katkıda bulunması açısından hayati bir konu haline gelmiştir. Teknolojinin üretilmesi için ise üniversiteler ile araştırma kuruluşları arasında, kurumsallaşmış bir iş birliğinin sağlanması şarttır. Yeni teknoloji tabanlı

işletmelerin oluşumu ve var olan işletmelerin gelişmesinin sağlandığı yerler olan teknopark’lar, üniversiteler ve araştırma kuruluşlarındaki bilimsel çalışma sonuçlarının, uygulamaya aktarılmasında ki en etkili mekanizmalardır. Bugün başarılı teknoloji bölgeleri, altyapısı, sunduğu programlar, destek birimleri ve hizmetleriyle, teknoloji girişimlerinin aktif şekilde desteklendiği, üniversite-sanayi arasındaki etkileşimde aktif rol oynayan, önem merkezleri haline gelmişlerdir. Bu Kanun ile üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları

ile üretim sektörleri arasında işbirliği sağlanarak;

 

• Ülke sanayinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması amacıyla teknolojik bilgi üretilmesi,

• Üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirilmesi,

• Ürün kalitesinin veya standardının yükseltilmesi,

• Verimliliğin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi,

• Teknolojik bilginin ticarileştirilmesi amaçlanmıştır.

 

Bu kanun kapsamında Temmuz 2009 tarihi itibariyle34 adet Teknoloji Geliştirme Bölgesi

(Ankara 6 adet, İstanbul 4 adet, Kocaeli 3 adet, İzmir, Konya, Antalya, Kayseri, Trabzon, Adana, Erzurum, Mersin, Isparta, Gaziantep, Eskişehir, Bursa, Denizli, Edirne, Elazığ, Sivas, Diyarbakır, Tokat, Sakarya, Bolu ve Kütahya illeri) kurulmuştur. Söz konusu bölgelerde; firma sayısı 1.176’ya, istihdam edilen personel sayısı 11.779’a, tamamlanan proje sayısı 5.065’e, üzerinde çalışılan proje sayısı 3.653’e, ihracat 540 Milyon ABD dolarına, yabancı firma sayısı 32’ye, bu firmalarca yapılan yatırım tutarı 450 milyon ABD. Dolarına ve alınan patent sayısı ise 237’ye ulaşmış bulunmaktadır. 4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde yer alarak faaliyette bulunan gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, münhasıran bu bölgelerdeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları gelir ve kurumlar vergisinden müstesna edilmiştir.

 

2. 5593 Sayılı Kanun Kapsamında Sanayi Tezleri (San-Tez) Programı ve Diğer Programlar

Sanayi Tezleri (SAN-TEZ) Programı, bilimsel bilginin ticarileştirilmesi, üniversite-sanayi-kamu iş birliğinin kurumsallaşması ve sanayide yüksek katma değerli ürün üretimine geçilmesi amacıyla Bakanlığımız tarafından başlatılan en önemli mekanizmalardan birisidir. Bakanlığımızın sanayi AR-GE çalışmaları ile ilgili orta vadeli stratejisinin önceliğini oluşturmaktadır. SAN-TEZ programı kapsamında Türkiye genelinde toplam 416 adet başvuru yapılmış olup, bu başvurulardan 157 adedi desteklenmeye değer bulunmuştur. 2007yılının Eylül ayında desteklenmeye başlanan projelerden 14’ü tamamlanmış ve projeler, proje ortağı firmaya rekabet gücü kazandıracak

bir ürün veya üretim yöntemi ile sonuçlanmıştır. Desteklenen projeler sektörleri açısından değerlendirildiğinde, Elektrik, Enerji, Nano teknoloji, Genetik, Biyoteknoloji ve Genetik Tıp, Enformasyon,Fizik, Gıda, İleri Malzemeler, Kimya, Tekstil, İnşaat Malzemeleri ve Makine sektörlerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu veri, yüksek katma değerli ürün üretimi ile rekabet gücünü artırmak, ithal ikamesi sağlamak ve cari açığın en önemli nedenlerinden biri olan ihracat içindeki ithal payının azaltılmasını sağlama amacına ulaşılmasına yönelik katedilen önemli mesafeyi ortaya koymaktadır.

Söz konusu program kapsamdaki destekler, 5593Sayılı Kanun çerçevesinde verilmekte olup, desteklenmesine karar verilen San-Tez proje bedelinin azami % 75’i Bakanlıkça, en az % 25’i ise firma tarafından nakdi olarak karşılanmaktadır. Teknolojik Ürün Ar-Ge Patent Destek Programı, Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı ile Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destek Programı çalışmaları tamamlanmış olup, önümüzdeki dönemde başvurular alınacaktır

.

3. 5746 Sayılı Kanun Kapsamında; Ar-Ge Merkezi, Teknogirişim Sermaye Desteği, Rekabet Öncesi İşbirliği Projeleri

5746 Sayılı “Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun” kapsamında yer

alan; Ar-Ge Merkezlerinin kurulması, Rekabet Öncesi İşbirliği Projelerinin değerlendirilmesi, Teknogirişim Sermaye Desteğinin verilmesi ile ilgili faaliyetlerde Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir. Bu Kanunun temel amacı ülkemizin, uluslar arası rekabet gücünün artırılmasını, yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesini ve dünyadaki gelişmelere uygun bir sanayi altyapısının oluşturulmasını teşvik etmektir.

 

Ar-Ge Merkezleri

 

5746 Sayılı Kanunun Ar-Ge Merkezi Belgesi kapsamında sağlanan teşvik ve muafiyetler, ülkemizde Ar-Ge payının artırılmasında büyük katkısı bulunan bu işletmeler için büyük önem arz etmektedir. Zira ülkemizin Avrupa Birliği sürecinde yaptığı anlaşmalar çerçevesinde Gayrı Safi Yurt İçi Hasılasından Ar-Ge’ye ayırdığı payın 2012 yılına kadar yüzde 2’yeçıkarılması ve bu payın en az yüzde 1’inin özel sektör tarafından karşılanması gerekmektedir. Bunun yanında, bu teşvik yabancı yatırımcıların da Ar-Ge Merkezlerini ülkemize yönlendirmeleri ve ülkemizin bölgede Ar-Ge üssü haline gelmesinde büyük rol oynayacak bir mekanizmadır. Söz konusu kanun kapsamında Ar-Ge Merkezlerinin kurulmasına yönelik olarak toplam 67 başvuru alınmıştır. Başvurulardan53’ü kabul, 4’ü red ve 2’si değerlendirmeye alınmamış olup, 8’i ile ilgili de değerlendirme çalışmaları sürdürülmektedir.

 

Teknogirişim Sermayesi Desteği

Teknogirişim Sermayesi Desteğinin amacı; yüksek eğitimli ve nitelikli gençlerin teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini diğer mekanizmalardan da yararlanarak katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek teşebbüslere dönüştürebilmelerini teşvik etmektir.Bu projeye, üniversitelerin herhangi bir lisans programından bir yıl içinde mezun olabilecek durumdaki öğrenci, yüksek lisans veya doktora öğrencisi ya da lisans, yüksek lisans veya doktora derecelerinden birini ön başvuru tarihinden en çok beş yıl önce almış kişiler başvurabiliyor.Kanun kapsamında desteklenmesi uygun bulunan girişimci, firmasını kurmasını müteakip en fazla100.000,00 TL hibe destek ile bir yıl süre boyunca desteklenecek. Bu desteği karşılıksız, teminatsız, kefilsiz olarak veriyoruz. 2009 yılı döneminde desteklenmeye değer bulunan 78 iş fikri sahibi genç girişimcilerin kurmuş olduğu işletmeler destek kapsamına alınmıştır.

 

Rekabet Öncesi İşbirliği Projeleri

Bakanlık olarak firmalarımızın ‘Rekabet öncesi işbirliği’ projelerini de önemsediğimizi ve desteklediğimizi ifade etmek istiyorum. Yerli ve yabancı işletmelerin verimliliğini, uluslararası düzeyde rekabet gücünü ve karlılığını arttırmaya yönelik Ar-Ge ve yenilikçiliğe dayalı projeler geliştiren firmalarımıza,5746 sayılı Ar-Ge destek kanunu kapsamında destek veriyoruz. Bu çerçevede bakanlığımıza başvuran firmalarımızın geliştireceği projeleri,Ar-Ge harcaması olarak sayıyoruz. Ayrıca çalıştıracakları Ar-Ge personeli için doktoralı olanlar için yüzde 90, doktora altı araştırmacılar için ise yüzde80 oranında gelir vergisi stopajı teşviği veriyoruz.Öte yandan yine bu proje kapsamında desteklenen firmalarımıza, çalıştırdıkları Ar-Ge personeliyle ilgili devlete vermeleri gereken sosyal güvenlik priminin yüzde 50’sini de devlet olarak karşılıyoruz.Sonuç olarak Türkiye’de artık üretim yapısını, üretimin niteliğini değiştirme vakti gelmiştir. Ülkemiz, ancak düşük teknolojili ürünlerden ileri teknolojinin kullanıldığı bir ürün yelpazesine geçtiği takdirde gerçek anlamda rekabetçi, zengin, yenilikçi ve çok daha güçlü bir yapıya kavuşabilecektir. Eğer Türkiye, dünyada ilk 10’da yer alan küresel aktör olacaksa, toplam üretim içerisindeki yüksek teknolojili ürün üretimini yüzde 20’ye çıkarmak zorundadır. Bunun yolu da Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarından geçmektedir.

 

Nihat Ergün

T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanı

 

 

 

 

 

 

Kaynak: Çerçeve Dergisi/ Eylül 2009