Açıkinovasyon: Proaktif Bir Süreç

Bize kendinizden, akademik kariyerinizden bahsedebilir misiniz?

1969 yılında Ankara Üniversitesi Fizik Yüksek Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Türkiye Atom Enerjisinde 1977 senesine kadar çalıştım 1977-1980 arası ODTÜ'de öğretim görevliliği yaptım. 1980-1984 yılları arasında İngiltere'de Durham Üniversitesinde Araştırma Görevlisi olarak çalışırken doktoramı tamamladım ve aynı üniversitede 1 yıl, daha sonra Londra'da General Electric şirketinde yarı iletken lazer grubu başkanı olarak 4 yıl, Birmingham Üniversitesinde öğretim üyesi olarak 1 yıl ve Manchester UMIST'de proje yönetmeni olarak 1.5 yıl çalıştım. 1990 senesinde yurda döndükten sonra aynı yıl doçentlik unvanımı aldım ve Gaziantep Üniversitesi, Fizik Mühendisliği Bölümünde 2 yıl öğretim üyeliği ve Bölüm Başkanlığı yaptım.

1992 yılında TÜBİTAK, Marmara Araştırma Merkezi'nde Enerji Sistemleri Bölüm Başkanlığına getirildim ve burada 5 yıl görev yaptım. TÜBİTAK-MAM Yılın Personeli ve Proje Başarı Ödüllerini aldım. 1998 yılında profesör olarak atandığım Mimar Sinan Üniversitesi’nde Fizik Bölümü Başkanı olarak 4.5 yıl görev yaptıktan sonra Ekim 2002de emekli oldum ve çalışmalarımı önce Haliç Üniversitesinde Sürekli Eğitim Merkez Müdürü olarak, daha sonra 2005 yılında ise Birleşmiş Milletler Uluslararası Hidrojen Enerji Teknolojileri Merkezinde Başkan yardımcısı, Başkan ve Bilim Direktörü olarak sürdürdüm. Eylül 2008 yılında Haliç Üniversitesi Rektörlüğüne getirildim ve halen bu görevimi sürdürmekteyim. 

En genel anlamıyla inovasyonu nasıl tanımlayabiliriz? Size göre inovasyon nedir, ne değildir?

En basit tanımıyla inovasyon, değer üretme potansiyeline sahip yeni fikirler, yeni ürünler, ya da iş uygulamaları geliştirmektir. Bu fikir, ürün ya da uygulamalar daha önce çözülmemiş sorunları çözmek veya daha önce karşılanmayan ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla geliştirilebilir. Ya da zaten var olan pek çok fikir ürün, hizmet ve uygulamanın daha güzel, daha kullanışlı, daha çok insanın işine yarayacak hale getirilebilir.

İnovasyon yeni bir şeyler icat etmek demek değildir.  İcatların sonuçlarından yararlanabilir ancak asıl önemli olan ekonomik getirisi olan, henüz yapılmamış, bilinmeyen bir şeyleri yapmaktır. Bu anlamda da fikirler, kavramlar ve süreç önem kazanır.  İnovasyon hali hazırda var olan bilgi, ürün ya da hizmetin toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürülmesidir.

Haliç Üniversitesi olarak inovasyona verdiğiniz değer, inovasyona yaklaşımınız nedir?

Haliç Üniversitesi’nin bir akademik kurum olarak en önemli emellerinden birisi bilimsel kazanımları toplumun yararına sunmaktır. Bu anlamda inovasyonun ülkemizde yaygınlaşması Haliç Üniversitesi için de büyük önem arz etmektedir. Bir ülkede ne kadar çok inovasyon yapan işletme varsa, o ülkenin insanlarının yaşam kalitesi ve refahı o kadar artar.  İnsanlar daha iyi şartlarda yaşar; daha iyi hizmetlerden yararlanır ve daha yüksek gelirler elde eder. Buna paralel olarak ülkenin de rekabet gücü artar. Bizim kurum olarak arzumuz ve isteğimiz, herkesin daha iyi şartlarda yaşaması, ülkemizin ve toplumumuzun kalkınıp gelişmesidir. Biz de bir bilim yuvası olarak öğrencilerimizde inovative  bakış açısının gelişmesi için gerekli olan destekleyici ve cesaretlendirici bir eğitim programı ile inovasyonun Türkiye’de yaygınlaşması sürecine elimizden gelen katkıyı sunuyoruz. 

İnovasyon ile ilgili olarak sizin bizzat içinde olduğunuz, tanık olduğunuz uygulamaları ya da başarı örneklerini bizimle paylaşabilir misiniz? Sizin de bu alanda yaptığınız çok özel projeler var, özellikle patentini aldığınız ısı enerjisiyle çalışan soğutma sistemi. Bu çalışmalarınız hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

İnovasyon ile ilgili olarak bizzat içinde olduğum konular olduğu gibi tarihten de birçok örnek vermek mümkündür. Uzun yıllar üzerinde çalıştığım güneş enerjisi alanında, güneşin enerjisinin daha yoğun olduğu yaz aylarında insanların ısınmadan ziyade soğutma ihtiyacı bulunduğunu göz önüne alarak güneşin en verimli, etkin ve akılcı kullanımının soğutma olacağı fikri üzerinde yoğunlaştım. Bu konularda yapılan çalışmaları bir araya getirerek, güneş enerjisi ile çalışan buzluk geliştirdim. Bu çalışma aslında yeni bir keşif değil mevcut bilgilerin bir araya getirilmesi ve bir ürüne dönüştürülmesidir, yani tam olarak inovasyon olarak tarif edilebilir. Tarihte de buna benzer birçok olay mevcuttur. Örneğin,  radyoyu icat eden kişi hemen herkes tarafından Marconi bilinmekle beraber, aslında radyo ile ilgili tüm bilimsel buluşları yapanın Tesla olduğu çok az kişi tarafından takdir edilmektedir. Benzer şekilde ampulu keşfeden olarak bilinen Edison’dan önce İngiltere’de Joseph Swan isimli bilim adamının ampul için patent aldığı ve Edison’dan önce uyguladığı daha sonra ortaya çıkmış ve Swan Edison’a karşı açtığı davayı kazanmıştır. Burada bilimsel buluş (invention) kadar inovasyon da bu buluşların geniş çapta uygulanmasını sağlamak yönünden büyük önem taşımaktadır

Sürdürülebilir kalkınma adına açık inovasyon metodolojisinin topluma ve iş dünyasına etkileri neler olabilir?

Özellikle günümüzün başarılı ve büyük ekonomileri teknolojik gelişimler ve bunların pazara uygulanmasıyla ayakta duruyor. Bunun temelinde inovasyon sürecinin ve onun ortaya koyduğu değerlerin önemi göz ardı edilemez. Başarılı inovasyon yeni ürünler oluşturur ya da var olan ürün ve üretim süreçlerini geliştirir. Böylece, maliyetler azalır, üretkenlik, kâr ve istihdam artar. Bu sayede yeni ürün ve hizmetlerin çeşitliliğinin artması, toplumun daha düşük fiyatlarla daha yüksek kaliteye ulaşımı sağlanır. Bu bağlamda inovasyonun yayılması ve uygulanması, var olan pazarların büyümesini, uzun vadeli sermaye oluşumunu ve yaşam standartlarının yükselmesini destekler.  Bu da inovasyonun sürdürülebilir kalkınma açısından anahtar rolü üstlendiğini gösterir.

Bununla birlikte inovasyonun sadece ticari sonuçlar yaratan bir etken olarak değil aynı zamanda olumlu toplumsal etkileri ve katkıları bulunan bir sistem ve süreç olarak da algılanması daha doğru olacaktır.  İnovasyon toplumsal ihtiyaçlara cevap veren stratejiler ve fikirlerin geliştirilmesinde de etkilidir.  Bu anlamda inovasyonun sürdürülebilir kalkınmayı destekleyici çalışma şartlarının iyileştirilmesi, eğitim, sağlık, sivil toplumun geliştirilmesi, kamu politikaları gibi alanlarda da olumlu etkileri olacaktır.  

Açık İnovasyon felsefesinden hareketle yeni ürün, hizmet, fikir veya iş modellerinin yalnız şirket içinde geliştirildiği devrin gerilerde kaldığı konuşuluyor.  Bir yandan kendi iç kaynaklarımızla yeni fikirler üretirken, diğer yandan bunları dışarıdan tedarik etmek de mümkün. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?

Rekabetin bu kadar kıyasıya olduğu, tamamen bilgi ile kuşatılmış bir dünyada firmalar artık sadece kendi araştırma faaliyetlerine bağlı kalamazlar; dış dünya ile iletişime geçmek zorundalar. Bu anlamda firmalar için dışardan gelen fikirlere itibar etmek önemli.   Burada önemli olan akıllı, fikir üretebilen insanlarla çalışabilmek. Bu insanların içerde veya dışarıda olması önemli değildir. Dışarıdaki AR-GE de ciddi değerler yaratabilir ve pazar payının ciddi bir şekilde artmasını sağlayabilir. İç veya dış kaynaklı bu akılcı fikirleri en iyi kullanan olmak başarıya ulaşmada en önemli ilke. Firma başkalarının fikirlerinden yararlanabildiği gibi aynı şekilde başkaları da firmanın inovasyonlarını kullanabilmeli ve firmada bunun karşılığında fayda elde edebilmeli. Yoğun bir bilgi akışı sürekliliğini içeren Açık İnovasyon, firmalar sadece kendi AR-GE faaliyetlerine bağlı kalmak yerine müşteri geri bildirimleri, pazar araştırmaları, fikir ve proje yarışmaları gibi açık inovasyon yöntemlerini uyguladıkları proaktif bir süreç aslında.
...

Sayın Prof.Dr. Engin Türe'ye, değerli paylaşımlarından dolayı teşekkür ederiz.
Bu röportajın tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz
.