Ocak 2008’de Türk ekonomisinde inovasyonun derinleştirilmesi çalışmalarına yön vermesi için Türk Hükümeti Dünya Bankası’ndan, ulusal inovasyon sistemi üzerine ortak bir değerlendirme çalışması yapılmasını istedi. Dünya Bankası/Türkiye ortaklığı “Geliştirilmiş Rekabetçilik ve İstihdam Olanakları”nı önemli bir ortaklık alanı olarak tanımlamış ve bu çerçevede teknoloji adaptasyonu, Ar-Ge ve inovasyonu ön plana çıkarmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan bu ilk rapor, Türk Ulusal İnovasyon Sistemi üzerine özellikle sürdürülebilir büyüme ve istihdam yaratılmasını sağlayacak inovasyon ve teknoloji politikalarının geliştirilebilmesi için yakın zamandaki gelişmeler ve devam eden zorluklar üzerine bir değerlendirme sunmaktadır. Bu raporda ön plana çıkan bazı noktaları sizlerle paylaşıyoruz.
• Türkiye’nin 9. Kalkınma Planı (2007-2013), bu dönemde kişi başına düşen milli gelirin 2 katına çıkarılmasını ve istihdamın her yıl için %2.7 artırılmasını öngörmektedir. Bunu sürdürülebilir bir şekilde sağlamak için Türkiye’nin iş gücü yetenekleri, bilgi teknolojileri ve inovasyon gibi alanlarda da işgücü verimliliğini artıracak gelişmelere ihtiyacı vardır. Mevcut durum AB-25 ortalamasının %40, ABD ortalamasının ise %29’undan azdır.
• İnovasyon ve teknoloji yayılımı daha verimli süreçlere ve yeni ürünlerin daha düşük maliyetlerde üretilmesine yol açarak verimlilik seviyesini artırırlar. Artan bu verimlilik seviyesi de rekabetçiliği, büyümeyi ve istihdam yaratılmasını destekleyen temel bir mekanizmadır. Bu nedenle inovasyon ve teknoloji yayılımı Ulusal İnovasyon Sistemi içerisinde kritik bir rol oynarlar.
• Türk Hükümeti de inovasyon ve teknoloji yayılımının farkına varmıştır ve bu alanda özellikle girişimci sektöre yönelik çok iddialı hedefler koymuştur. Bu hedefler arasında Ar-Ge harcamalarını GSMH’nın %2’sine; özel sektör Ar-Ge’sinin toplamdaki payının %29’dan %60’a; araştırmacı sayısının 24.000’den 80.000’e; ve internet kullanım oranın %20 seviyelerinden %60’lara çıkarılması yer almaktadır.
• Bu hedefler çerçevesinde, Bilim ve Teknoloji alanından kamu harcamaları son yıllarda önemli ölçüde artırılmıştır. Özellikle 2005 yılından beri hükümetin Ar-Ge’ye ayırdığı miktar önemli ölçüde artmıştır ve sadece TÜBİTAK’a 2005-2008 yılları içerisinde 1.5 milyar dolardan fazla kaynak aktarılmıştır. Ar-Ge’nin GSMH içerisindeki payı 2002 yılındaki %0.67 seviyesinde 2006 yılında % 0.76 oranına ulaşmıştır ve bu eğilimin devam etmesi beklenmektedir.
• Ek olarak 14 yeni politika ve program yürürlüğe girmiştir. Bunların çoğu sanayi-akademi işbirliğini artırmayı ve başlangıç aşamasındaki şirketlerin desteklenmesini hedeflemektedir. Ayrıca Türkiye’de Teknoloji Kümelenme Alanları oluşturulması ve fikri mülkiyet haklarının AB ile uyumlandırılması çalışmalarını da içeren Türk inovasyon ve teknoloji sisteminin geliştirilmesi için çalışmalar yapılmıştır.
• Uluslar arası standartlar çerçevesinde Tür-kiye’nin ulusal inovasyon sistemi oldukça gelişmiş durumdadır. Ancak bazı mevcut zorlukların olduğu da belirtilmelidir. Bu zorluklar özellikle Türkiye’nin inovasyon ve teknoloji politikalarının sürdürülebilir büyüme ve istihdam yaratımı için etkili bir şekilde kullanılabilmesi için önemlidir. Bu nedenle özellikle bilginin verimlilik ve inovasyona dönüştürülmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir.
• Özel sektörün Ar-Ge harcamalarındaki payı düzenli olarak artmaktadır. Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları 2003-2005 yılları arasında %50 artmış, ve bu oran Çin ile birlikte dünyadaki en büyük orandır. 2003-2006 yılları arasında özel sektörün toplam harcama içerisindeki payı önemli bir oranda %10’dan %46 seviyesine çıkmıştır.
• Ancak Ar-Ge büyük oranda üniversiteler ve araştırma geliştirme kurumları içerisinde kamu kaynakları ile gerçekleştirilmektedir. Düzenli şekilde artış olmasına rağmen özel sektörün toplam içerisindeki oranı OECD ortalamalarına göre (%62.5) düşük bir oranda (%37) gerçekleşmektedir. Ayrıca Ar-Ge de yabancı yatırımları rekabet edilen diğer gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında yine çok geridedir. Araştırma azlığı ortamında kamu tarafından finanse edilen Ar-Ge’nin kalabalıklaştırıcı etkisi (crowding-effect) ile birlikte risk yönetimi özel sektörüm Ar-Ge yatırımı önündeki engeller olarak verilebilir. Bu anlamda Şubat 2008 tarihinde geçirilen yeni Ar-Ge yasasının hem dış kaynaklı hem de yurt içi özel şirketlerin Ar-Ge yatırımlarını artırması beklenebilir.
• Türkiye’nin fikri mülkiyet hakları yasası büyük oradan AB ile uyumlandırılmıştır ancak uygulamada eksiklikler mevcuttur. Bu sorunu aşabilmek için yasal değişikliklere ve fikri mülkiyet hakları mahkemeleri ve Türk Patent Enstitüsü gibi önemli kurumların yetkilerinin artırılması gerekmektedir. Ayrıca kamu, özel ve STKlar arasındaki işbirliği artırılmalıdır.
Kaynak: İnovasyonun Renkleri, World Bank, Report No. 48755-TR: Turkey National Innovation and Technology System:Recent Progress and Ongoing Challenge